11 Şubat 2009 Çarşamba

İki güneşli gezegen keşfedildi

Güney Koreli astronomlar, iki güneşi bulunan bir gezegen sistemi keşfettiklerini açıkladı.

Güney Kore'nin Chosun Ilbo gazetesinin bildirdiğine göre, Chungbuk Ulusal Üniversitesi ile Kore Astronomi ve Uzay Bilimleri Enstitüsü'nden araştırmacılar, "HW Vir" adını verdikleri gezegen sisteminin, ikinci güneşin çekim gücünden ötürü tükendiği gezegen sistemlerinin tersine, doğumundan beri hep iki güneşi bulunduğunu belirtti.

Araştırmalarını Astronomical Journal'da yayınlayan Güney Koreli astronomlar, HW Vir gezegen sisteminin Dünya'dan 59 milyar ışık yılı uzakta bulunduğunu kaydetti.

10 Şubat 2009 Salı

Küresel ısınma kuşları kuzeye göç ettiriyor

Kuzey Amerika kıtasında yaşayan 305 kuş türünün yarısından fazlası yaşam alanlarını kuzeye kaydırdı.
Bugün yayınlanan bir araştırma raporuna göre narbülbülü, martı, baykuş gibi kuş türleri, 40 yıl önce yaşadıkları alanlardan yaklaşık 56 kilometre daha kuzeyde yaşamaya başladı.

Araştırma raporu, güzel görüntüsü, küçük vücudu ve etkileyici sesi ile bilinen mor ispinoz kuşunun kışları daha önceki yerleşim yerlerinden 644 kilometre daha kuzeyde geçirdiğini ortaya koyuyor.

Araştırma 40 yıl içinde ABD’nin ortalama sıcaklığının 3 derece arttığını gösteriyor. Sıcaklık artışları ise genelde ülkenin kuzeyinde bulunan eyaletlerde kendini göstermiş. Araştırmayı yapan Audobon Society yetkililerinden Greg Butcher bulguların kuşların kendi iradeleri ile bunu gerçekleştirdiği ya da ekolojik değişimlerle ilgili olmaktan ziyade sıcaklıkla ilgili olduğunu ifade ediyor.

Yapılan çalışmanın, uzun yıllardır kuşları takip eden hobi sahiplerinin gözlemlerinin sağlaması olduğunu belirten Butcher, daha önceki çalışmalarda İngiltere ve ABD’nin Güney bölgelerinde de aynı sonuçların alındığını belirtiyor.

Virüs hapşırıkla 40 metre ileriye gidiyor

Virüs taşıyan damlacıklar, hasta kişinin hapşırmasıyla 40 metre, öksürmesiyle 6 metre, konuşmasıyla da 2 metre ileriye gidebiliyor.

Bu yıl özellikle öksürük salgını çocuklar da dahil birçok kişiyi etkisi altına alıyor. Grip ve öksürük gibi enfeksiyonlara yol açan 200’e yakın virüs bulunduğunu söyleyen uzmanlar, kış aylarında dikkatli olunması gerektiğini söylüyor.

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Emre Atabek, kış aylarında grip ve öksürük salgını gibi virüs kaynaklı enfeksiyon hastalıklarının sık görülebildiğini söyledi. Viral bir enfeksiyonun 1 ay içinde tüm dünyaya yayılabileceğini vurgulayan Atabek, şunları kaydetti:

BİR KAÇ DAKİKA SONRA BOĞAZINIZDA
“Grip ve öksürük salgınları, damlacıklarla bulaşır. Hapşırma, öksürme ve konuşma ile bu damlacıklar yayılarak, diğer kişilere hastalıkları bulaştırır. Hasta bir kişinin hapşırması sırasında virüs taşıyan damlacıklar 40 metre, öksürükte 6 metre, konuşmada ise 2 metre ileriye gidebiliyor. Bunlar yapılan araştırmalarla ortaya konulmuş gerçekler. Virüsten kaçış yok. Alışveriş merkezinde hasta bir kişinin dolaşması, birkaç kez de hapşırması ve öksürmesi yüzlerce kişiye virüsün bulaşması demektir. Söylemesi zor ama hasta kişinin boğazındaki virüsü taşıyan damlacıklar, hapşırmadan birkaç dakika sonra sizin ağzınızda, boğazınızda.”

Öksürmenin genelde basit bir hastalık olarak ele alındığını dile getiren Atabek, “Virüs diğer organlara yayılıp daha ciddi hastalıklara yol açabilir. Özellikle çocuklarda öldürücü bile olabilir. Bu yüzden hastalık görülmeye başlandığında ciddiye alınmalı ve mutlaka bir doktora başvurulmalıdır” dedi.

VİRÜS DİRENÇSİZ VÜCUDU AFFETMEZ
Atabek, kış aylarında hastalıktan korunmanın yolunun vücudun güçlü tutulması olduğunu belirterek, “Kendini güçlü tutacaksın, uykusuz kalmayacaksın, üşümeyeceksin. Kış aylarında dengeli beslenmek, kalabalığın yoğun olduğu yerlerden uzak durmak gerekiyor. Virüs, dirençsiz vücudu yakaladığı zaman asla affetmez. Kurtulmak için de oldukça uğraşmak gerekir” diye konuştu.

DNA’nın tüm sırları çözülüyor

Doğan her bebeğin gen haritası 10 yıl sonra çıkarılabilecek, şeker ya da kalp gibi rahatsızlıklar önceden bilinebilecek. Bebeklikten itibaren genetik yapısına uygun daha etkin ilaç tedavisi uygulanabilecek.

İnsanoğlunun DNA’syla ilgili tüm sırlar çözülüyor. Doğan her bebeğin gen haritası 10 yıl gibi kısa bir süre zarfında tamamen çıkarılmış olacak.

DNA konusunda dünya önderi olan Illumina adlı kurumun başkanı Jay Flatley, her bebeğin gen haritasının 5 yıldan da kısa bir sürede çıkarılabileceğini ancak sosyal ve yasal bazı sorunlar nedeniyle uygulamanın hayata geçirilmesinin zaman alabileceğini söyledi. Flatley’e göre 2019 itibariyle uygulama rutin hale gelecek ve doğan her bebeğin gen haritası çıkarılmaya başlanacak.

Uzmanlara göre gen haritasının çıkarılması sağlık hizmetlerinde bir devrim yaşanmasını sağlayacak. Şeker ya kalp gibi rahatsızlıklar doğumla birlikte belirlenebilecek ve kişinin ona uygun diyet yapması sağlanabilecek.

Ayrıca herkes bebeklikten itibaren genetik yapısına göre uyarlanmış çok daha etkin ilaçlar alabilecek. Böylece ilaçların etkisiz kalması veya yan etkilere neden olmasının önüne geçilecek.

Ancak DNA’nın sırlarının tamamen çözülmesinin bazı dezavantajları da var. Uygulamanın özel hayatın gizliliği konusunda hararetli tartışmaları da beraberinde getirmesi bekleniyor. Birçok kişi gen haritasının sigorta şirketlerinin veya iş vereninin eline geçmesine sıcak bakmayacağı tahmin ediliyor.

Uzmanlar, DNA dökümünün faydalarının çekincelerinden daha ağır basacağı görüşünü dile getiriyor.

Olasılıksal mantık, enerji tasarrufu getirecek

Günümüzün işlemcilerinden 30 kat düşük enerji sarfiyatı yapan yeni bir işlemci üretildi.

Rice Üniversitesinden bilim insanları, Boolean mantık yerine olasılıksal mantık kurallarıyla çalışarak 30 kat düşük enerji tüketen işlemci üretmeyi başardı.

Günümüzün en ileri teknolojisiyle üretilen işlemcilerden 30 kat düşük enerji harcarken, 7 kat daha hızlı çalışan teknolojiye PCMOS (Probabilistic Complementary metal–oxide–semiconductor - Olasılık tabanlı tamamlayıcı yarıiletken metal oksit) adını veren bilim insanları, yeni teknolojinin mevcut tüm işlemciler tarafından kullanılan Boolean (mantık, matematik ve bilgisayar biliminde 0 ve 1 olarak gösterilen doğru veya yanlış olabilecek değişken türü) kuralları yerine tamamen farklı bir işlem algoritması kullandığını açıkladı.

Boolean mantık kullanan işlemciler, bir sorgunun cevabına ulaşmak istediklerinde kesin yanıt almak için uğraşırken, PCMOS işlemci bunun yerine en yakın cevabı almaya çalışıyor. Bu şekilde işlemci gerekli olmadığı zamanlarda bile kesin cevabı almak için döndürdüğü sorgunun yarattığı enerji tüketimi ve işlem kaybından kurtulmuş oluyor.

Bu şekilde cevaplar için daha az süre harcayan işlemci, bazı durumlarda yedi kat daha hızlı yanıt veriyor ve verdiği cevaplardaki hata payı fark edilemeyecek kadar az oluyor. Küçük görüntü dosyalarının oluşturulması ve veri şifreleme gibi operasyonlarında yüksek başarıma sahip olan işlemcinin cep telefonları, görüntü kartları (GPU) gibi gömülü (embedded) işlemciye sahip elektronik ürünlerde diğer ürünlerde kullanılabileceği ifade ediliyor.

7 Şubat 2009 Cumartesi

Bir anda yılana dönüşüyor

Mimic octopus / 1

Mimic octopus / 2Mimic octopus / 3
Mimic octopus / 4
Mimic octopus / 5
Mimic octopus / 6
Mimic octopus / 8
Mimic octopus / 9
Mimic octopus / 10
Mimic octopus / 12
Mimic octopus / 13
Mimic octopus / 14


Bir anda deniz yılanına, aslanbalığı ya da yassı balığa dönüşebiliyor. Ama o bambaşka bir canlı.



GEZEGENİN EN İLGİNÇ CANLISI

İlk bakışta ne olduğunu anlamak çok zor. Bilim adamları zaten bu yüzden 1998'e kadar varlığından haberdar olunmadığını savunuyorlar.

Çünkü bir anda, istediği pek çok deniz canlısına dönüşebilen bu garip ahtapot, yüzyıllarca kendisini bir başka canlı gibi göstermiş.

1998'de Güneydoğu Asya açıklarında resmen keşfedildiği kayıtlara geçtiğinde "Mimic Octopus" ya da "taklitci ahtapot" olarak adlandırıldı.

Gezegenin en ilginç canlılarından biri olarak nitelenen "taklitçi ahtapot", tehlike anında, duruma göre yılan balığına, yassı balığa, aslanbalığına, deniz yıldızına, dev yengeçe, vatoza, denizanasına dönüşebiliyor. Sadece görüntüsü değil, hareketleri de onları taklit ediyor.

Bir voleybol topu büyüklüğündeki ahtapot kolaylıkla bir kola kutusuna girebiliyor.

Bu müthiş yeteneği onu, gezegenin en ilginç canlılarından biri yapıyor.

Hürriyet

6 Şubat 2009 Cuma

Soyu tükenen dağ keçisi klonlandı

9 yıl önce soyu tükenen Pirene Keçisi (Capra pyrenaica pyrenaica) “Bucardo” klonlandı.

Dr Jose Folch liderliğindeki Aragon Besin Teknolojileri ve Araştırmaları birimi çalışanları, soyu tükenmiş bir canlıyı hayata geri döndürmeyi başardı.

2000 yılında öldüğü tahmin edilen en son Bucardo’dan alınan doku örnekleriyle oluşturulan klon, hayata geldikten kısa bir süre sonra akciğer yetmezliğinden dolayı öldü.

19. yüzyılın sonlarında sayıları 100’e düşen Bucardo’ların sonuncusundan alınan ve 9 yıl boyunca özenle saklanan doku örneklerinden elde edilen DNA ve evcil bir keçinin yumurta hücreleriyle 440 kadar embriyo elde eden bilim adamları embriyoların 57 tanesini taşıyıcı anne adaylarına aktardı. 8 adayın gebe kalmasının ardından anne adaylarından biri başarılı bir doğum yaptı.

Doğan yavru Bucardo’yu 7 dakika hayatta tutmayı başaran araştırmacılar, bu yöntemle nesli doğal seçim (natural selection) yerine avlanmak, çevre kirliliği gibi insan eliyle oluşturulan tehditler nedeniyle tükenen hayvanları hayata geri döndürmek için araştırmalarına devam edeceklerini açıkladı.