17 Şubat 2009 Salı

Türk bilim adamları şizofreninin şifresini çözdü

Türk bilim adamları, günümüzde kesin tedavisi olmayan ve her yüz kişide bir görülen şizofreniye, beyinden fazla miktarda salgılanan “agmatin” adlı kimyasalın neden olduğunu kanıtladı.

Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Albay Prof. Dr. Tayfun Uzbay ve ekibi, şizofrenide yeni bir tedavi yönteminin kullanılabileceğini ortaya koydu. Türkiye’de patent alan buluş, yurt dışında önemli tıp dergilerinde yayımlanarak literatüre girdi.

Prof. Dr. Tayfun Uzbay ve ekibi, yüksek dozda agmatin verilen farelerde şizofreninin modellendiğini ve hastalığın tedavisinde kullanılan mevcut ilaçların bu modelde hiçbir şekilde iyileşmeyi sağlamadığını belirledi.

Araştırmacılar, ABD’de tarım alanında kullanılan 3 maddenin yeni bir tedavi yöntemi olarak şizofrenide kullanılabileceğini ortaya koydu.

Bilim adamları, tıp literatürüne giren ve patent alan araştırma kapsamında, şizofreniye neden olduğu saptanan maddenin kanda tahlil edilip edilemeyeceğine ilişkin yeni bir çalışmaya da imza attı.

GATA Ocak 2009 Haber Bülteni’nde, “çalışmanın TÜBİTAK destekli olduğu ve patent alınmasının ardından araştırma sonuçlarının ‘European Neuropsychopparmacology ve Journol of Psychopharmacology’ isimli dergilerde yayına kabul edildiği” belirtildi.

Kötü anıları silen ilaç geliştirildi

Hollanda’nın Amsterdam Üniversitesi’nden bilim adamları, insan hafızasındaki acı ve korku veren, kötü anıları silen bir ilaç geliştirdiğini açıkladı.

İngiltere’de yayımlanan Daily Mail gazetesinin haberine göre, bilim adamları geliştirdikleri ilacın özellikle kötü olayların ardından ortaya çıkabilen “travma sonrası stres bozukluğu”nun tedavisinde olumlu etki yaratabileceğini düşünüyor.

Hollandalı bilim adamları, kötü anıların genellikle kalp hastalarında kullanılan “beta bloke edici” ilaçlarla silinebildiğini öne sürüyor.

Hayvanlar üzerinde yapılan denemelerde, ilacın beyindeki kötü anıların canlanma mekanizmasına müdahale edebildiği görüldü. İlaç daha sonra 60 kadın ve erkek denek üzerinde denenirken, bu kişilere gösterilen fotoğraflarla önce hafızalarında rahatsızlık verici anılar oluşturuldu, sonra da bu anıların aynı fotoğraflar gösterilerek canlandırılmasına çalışıldı.

Deneklerin bir bölümüne ilacın kullandırıldığını, diğer gruba ise placebo verildiğini belirten uzmanlar, ilacı kullanan grubun korku uyandıran fotoğraflar karşısında az tepki verdiğini, diğer grubun tepkilerinin ise daha güçlü olduğunu belirtti.

Bir gün sonra ilaç kullandırılan deneklerin ilacın etkisinden çıkmalarından sonra aynı teste tekrar tabi tutuldukları, yine ilacı kullanan grubun, placebo kullanana göre çok daha zayıf tepki verdiği tespit edildi.

Bilim adamları, bu testler sonucunda ilacın kötü ve ürkütücü anıları silmekte etkili olduğu sonucuna vardı. Bilim adamlarına göre ilaç kötü anının yeniden canlanmasını önlüyor ve beynin bu anıyı tekrarlamasının önüne geçiyor.

Beyindeki kıskançlık lobu keşfedildi

MRI görüntülerinde işaretlenen bölüm, insanların aşk acısı ya da sevgililerini kıskandıklarında hissettikleri neredeyse fiziksel acıya yakın olan acının da yönetildiği bölüm.

Bilim adamları beyindeki kıskançlık lobunu bulduklarını açıkladı.

Bilim adamlarının bulduklarını açıkladıkları kıskançlık bölümü insanların aşk acısı ya da sevgililerini kıskandıklarında hissettikleri neredeyse fiziksel acıya yakın olan acının da yönetildiği bölüm.

YENİ TEDAVİLERE IŞIK TUTACAK
Bu keşifle beyinle ilgili hastalıklar, ruhsal tedavi ve danışmanlık alanında önemli gelişmelere ışık tutulması bekleniyor.

Telefon, HD görüntüye kavuştu

Samsung’un pazara tanıttığı yeni akıllı telefonu OMNIA HD, 720p HD video kayıt ve deşifre etme özelliğine sahip.

Barcelona’da düzenlenen Mobile World Congress (MWC - Mobil Dünya Kongresi) etkinliğinde tanıtılan telefonlar arasında yüksek tanımlı görüntüyü telefona taşıyan OMNIA HD i8910 öne çıkıyor.

Samsung OMNIA HD geçen sene pazara sunulan ve Windows Mobile işletim sistemi üzerine geliştirilmiş özgün arayüzüyle dikkat toplayan OMNIA’nın devamı niteliğinde.

Samsung’un tam dokunmatik cep telefonu pazarında iddiasını devam ettiren ürün HD özelliği ile 3.7 inç AMOLED ekranı sayesinde dijital eğlencede yeni bir standardın haberciliğini yapıyor.

AMOLED (Active Matrix Organic Light Emitting Diode - Aktif Matriks Organik Işık Yayan Diyot) dokunmatik ekran, canlı renkler ve doğrudan güneş ışığında çok daha fazla berraklık sunuyor ve aynı zamanda düşük enerji tüketimi ile de pil ömrünü uzatıyor.

HD kalitesinde (720p) video kaydına izin veren OMNIA HD, hafızasında bulunan içeriklerini DLNA teknolojisi aracılığıyla uyumlu televizyonlarda izlemeye olanak tanıyor. Ürün aynı zamanda çevrimiçi mobil video paylaşım servisi qik ile uyumlu olduğu için, mobil genişbant (3G) sayesinde o an çektiğiniz yüksek çözünürlüklü görüntüyü canlı yayınlamanıza da olanak tanıyor.

16 milyon renkli, 16:9 QHD ekran ve çift stereo hoparlöre sahip olan ve bir telefondan çok PMC (Portable Media Center - Portatif Medya Merkezi) gibi görülen telefonun teknik özellikleri şu şekilde:

* HSUPA 5.76Mbps, HSDPA 7.2 Mbps
* Symbian S60 5.0 (tam dokunmatik UI)
* 3.7 inç, 16 milyon renk ekran
* 8 megapiksel kamera
* DivX, XviD, H.263, H.264, WMV, MPEG4 ve RV desteği
* DLNA ve HD TV çıkışı (DLNA arabirimi gerekli)
* RDS destekli FM radyo
* GPS
* Akselerometre
* Bluetooth, USB 2.0, Wi-Fi
* 8 GB / 16 GB dahili hafıza ya ek olarak 32 GB’a kadar microSD kart desteği.

Uzakta aramayın uzaylılar içimizde





Uzakta aramayın uzaylılar içimizde
Arizona Üniversitesi bilim adamları "Burnumuzun dibinde bizim bilmediğimiz bir yaşam olabilir. Bunların yeşil yaratıklar olması gerekmez. Uzaylı diye bildiğimiz bizden farklı tür gözümüzün göremeyeceği kadar küçük olabilir" dedi.

BİLİM adamları evrende "on milyar çarpı trilyonlar" kadar "dünya" bulunduğunu ve bir yerlerde bizim gibi varlıkların olmasının kaçınılmaz olduğunu söylüyor. Arizona Üniversitesi’nden Kozmolog Paul Davies, "Bırakın Mars’ı vesaireyi, burnumuzun dibinde, hatta burnumuzun içinde bile bizim bilmediğimiz bir yaşam olabilir. İlle de bunların hayal edildiği gibi Mars’taki yeşil yaratıklar olması gerekmez " dedi.

Gövdelerimizin içindeki hayat

Davies, "Gezegenimizi, bilmediğimiz bir yaşam biçimiyle paylaşıyor olabileceğimizi düşünmek tamamen mantıklı. Bildiğimiz gibi olmayan bu hayat, zehirli göllerin içinde ya da denizlerin derinliklerinde ve hatta gövdelerimizin içinde sürüyor olabilir. ’Alien’ (uzaylı) diye bildiğimiz bizden farklı tür gözümüzün göremeyeceği kadar küçük olabilir" diye konuştu.

Alien organizmalar teorisi

Bu canlıların çok farklı biyokimya yapıları, zehirli arsenik miktarı zengin olan göllerin ya da okyanusların dibindeki kaynayan sularda yaşamalarına olanak veriyor olabilir. Chicago’daki Bilimsel Gelişme yıllık konferansında, böbrek taşlarının, bakteriden on kat küçük parçacıklar olarak hayal edebileceğimiz "alien" organizmalar tarafından tetiklenebileceğine dair teoriler bile anlatıldı.

İnsan gibi dişleri var

Photoshop gibi görünebilir ama bu gerçek... Denizin 2 bin metre derinliklerinde yaşıyor. Sadece bir tanesi yakalanıp incelenebildi.

İnsan gibi dişleri var




Garip ahtapot

Atlantik Okyanusu'nun en güney bölgelerinde deniz yaşamını araştıran Alman araştırma gemisi R/V Walter Herwig'deki bilim adamları onunla ilk karşılaştıklarında hayretlerini gizleyemedi.

O sefer sırasında tek bir tanesini yakalayabildiler ve incelediler. En büyük şaşkınlığı, insan gibi dişleri olduğu anlaşılınca yaşandı. Cinsiyeti ise belirlenemedi.

"Promachoteuthis sulcus" olarak geçen bu farklı ahtapot, türünün diğer üyelerinden morfolojik bakımdan oldukça farklı. Ahtapotun kolları, boyutlarına göre daha kalın, vantüzleri daha büyük, ve alışılmışın çok dışında "dişleri" var.

Bilim adamları, şimdi "Promachoteuthis sulcus"u daha yakından gözlemek için, bu garip ahtapotun yaşam alanı olan Atlantik'in güney bölgesinde, Güney Afrika'ya 2800 kilometre, Güney Amerika'nın en güney noktasına ise 3300 kilometre mesafedeki Tristan da Cunha adlı bir grup volkanik adanın açıklarında üs kurdu.

15 Şubat 2009 Pazar

Ruslar'ın çok gizli "gözleri"

Rusya'nın gizli gözleri / 1
Rusya'nın bir süre öncesine kadar "çok gizli" tutulan ve varlığı dahi bilinmeyen "Uzay Gözlem Merkezi" sır olmaktan çıktı.
Rusya'nın gizli gözleri / 2

İşte Tacikistan'daki Uzay Gözlem Merkezi

Rusya'nın gizli gözleri / 3

Uzay programları kapsamında uzay araçları ve pek çok uyduya sahip Rusya'nın, tüm bu araç ve uyduları takip ettiği Rus ordusunun kontrolündeki "Uzay Gözlem Merkezi" yarım asırdır varlığı dahi bilinmeyen bir merkez olarak kaldı.

Rusya'nın gizli gözleri / 4

Kazakistan'da bulunan tüm uzay uçuşlarının yapıldığı Baykonur Uzay Üssü gibi "Uzay Gözlem Merkezi'de aslında Rusya topraklarında değil.

Rusya'nın gizli gözleri / 5

Tacikistan'ın en ıssız noktasında bulunan merkezde çok sayıda teleskop uzayı gözlüyor, Dünya yörüngesinde ve dışındaki uydu hareketlerini takip ediyor.

Rusya'nın gizli gözleri / 6


Yaraltındaki kontol merkezinde ise 24 saat aralıksız çalışmalar sürüyor. Böylelikle Dünya yörüngesi'nde "kuş uçsa" Rus ordusu haberdar oluyor.

Rusya'nın gizli gözleri / 7


Kazakistan'daki Baykonur Uzay Üssü ise, birçok fırlatma rampası, 5 kontrol kulesi , 9 kontrol merkezi ve 1.500 km uzunlukta bir füze deneme alanına sahiptir. 2 Haziran 1955'te hizmete giren üssün genişliği kuzeyden güneye 80 km, doğudan batıya 130 km kadardır. Yapımı yaklaşık 2.5 yıl sürmüştü.

Rusya'nın gizli gözleri / 9

Tacikistan'daki merkez hakkında ise bu kadar detaylı bilgiler, medyada henüz yer almıyor.

Rusya'nın gizli gözleri / 10

Rusya'nın gizli gözleri / 11

Rusya'nın gizli gözleri / 12

Rusya'nın gizli gözleri / 13

Rusya'nın gizli gözleri / 14

Rusya'nın gizli gözleri / 15

Rusya'nın gizli gözleri / 16