haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2009 Perşembe

Yağları lavabodan dökmenin bedeli

Türkiye'de en az 350 bin ton atık yağ toplanması gerekirken sadece 2500 ton toplanabiliyor. İşlendiğinde en az 1 milyar dolarlık gelir sağlayacak olan atık yağlar boş yere lavabodan dökülüyor, milyonlarca litre su kirleniyor.

Bir litre atık yağ bir milyon litre içme suyunu kirletiyor. Oysa atık yağlardan biyodizel yapmak ya da elektrik üretmek mümkün...

Ne yazik ki Türkiye'de en az 350 bin ton atık yağ toplanması gerekirken sadece 2500 ton toplanabiliyor. İşlendiğinde en az 1 milyar dolarlık gelir sağlayacak olan atık yağlar boş yere lavabodan dökülüyor, milyonlarca litre su kirleniyor...

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ve Ezici Biodizel, geri dönüştürülmeyen bitkisel atık yağların, Türkiye’nin su kaynakları ve denizlerinde oluşturduğu tehditleri vurgulamak üzere bir basın toplantısı düzenledi.

30 Ocak 2009 Cuma

Ülkemizde Bir İlk: Gezegenevi

Türkiye’nin ilk sivil ”gezegenevinin (Planetaryum) Gaziantep’te yapıldığı bildirildi. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Fuat Özçörekçi, Türkiye’nin ilk sivil gezegenevinin yapılacak bilim merkeziyle birlikte hizmet vereceğini söyledi.

Gezegenevinin, bir üçgen yapı ve bu yapının hemen dışındaki küreden oluştuğunu, kürenin içinde de bir gösteri merkezi bulunduğunu ifade eden Özçörekçi, şöyle konuştu:

”Gezegenevi toplam 3 bin 500 metrekarelik bir alan üzerinde kuruluyor. İkinci kattan kürenin içine giriyorsunuz. Buradaki gösteri merkezinde 105 koltuk olacak. Kendinizi geriye doğru yasladığınızda kürenin tavanına bakıyorsunuz ve kürenin tavanı üç boyutlu bir ekrana dönüşüyor. Bunun için özel efekt aletleri, dijital similasyon cihazları var.

Burada gösterilerin yanı sıra çocuklar için yıldızların yerini, bunların bir birlerine olan mesafelerini de anlatan eğitici çalışmalar yapılacak. Sadece Almanya’da 72 tane gezegenevi var. Bizdeki ilk sivil gezegenevi ise Gaziantep’te olacak.”

Gaziantep’in Avrupa Birliği (AB) kapsamındaki Çocuk Dostu Kentler Birliğine üye tek ”çocuk dostu” kent olduğunu ve bu sorumluluk doğrultusunda hareket ettiklerini ifade eden Özçörekçi, şunları anlattı:

”Türkiye’nin ilk sivil gezegenevi, alt katında yapılacak bilim merkeziyle birlikte hizmet verecek. Bilim merkezinin alanı bin 800 metrekare olacak. Bu konu üzerinde özellikle hassasiyetle duruyoruz. Çocuklara küçük yaşta bilimi sevdirmek önemli. Çocuklar bir matematik, hava ya da mıknatıs deneyini bu bilim merkezlerinde yapabiliyor. Bunun dünyada birçok örneği var. Biz bu örnekleri gezdik.

Bilim merkezlerinin ekonomik olarak kendini devam ettirmesi için başka birtakım merkezlerle birleşmesi gerektiğini gördük. Biz de bilim merkezini gezegeneviyle birleştirdik. Gezegenevinin çok ciddi bir talebi olduğu için buradan elde edilecek gelirle bilim merkezini fonlamak mümkün olabilecek.”

Özçörekçi, TÜBİTAK’ın bilim merkezleri kurulması konusunda bir çalışması olduğunu, kendilerinin de o çalışmaya projeleri hazır bir şekilde gittiklerini ve toplantıdakilerin bu duruma şaşırdığını dile getirdi.

Gezegenevinde görev yapacak iki kişiyi eğitim için yurt dışına göndereceklerini de ifade eden Özçörekçi, şubat ayına doğru bitirmeyi planladıkları planetaryumu yılda 500 bin kişinin ziyaret etmesini beklediklerini kaydetti.

Planetarium Nedir?

Yıldızevi (Planetarium) gece gökyüzündeki yıldızların ve gezegenlerin yapay görüntüsünün özel bir yansıtıcı yardımıyla kubbe şeklindeki tavana yansıtıldığı bir gösteri salonudur.

İnsanlığın gökyüzüne duydugu ilginin tarih oncesine dek indiğini Ay ve Güneş desenleri mağara resimlerinden anlıyoruz. Ay, Güneş ve yıldızların görüntüsünün işlendiği tapınak veya mezar tavanları, insanların gökcisimlerine duyduğu hayranlığın, onlara yakın olma arzusunun bir sonucudur. Kapalı bir mekanda duvar kabartmaları veya boya yerine gerçek isiktan yıldız görüntüleri yansıtarak yapay bir gökyüzünün canlandırılması fikri bir iddiaya gore ortadoğuda ortaya çıkmıştır. Söylenceye göre 13.yuzyılda Haçlı seferlerinden dönenlerin, yanlarında getirdikleri siyah bir cadırın üzerinde yıldızların konumlarıyla birebir örtüşen delikler vardı ve gündüz deliklerden süzülen Guneş ışığı gece gökyüzünü canlandırıyordu. Bu çadır gerçekten varmıydı, kim yaptı bilinmemektedir.

Yeni nesil dijital yansıtıcılar OpenGL ve Silicon Graphics teknolojisi sayesinde gösteri yelpazesini genişletmiş, insanin kan damarları içinde yolculuktan, Rönesans sanatçılarının eserlerine çok çeşitli konularda gösteriler sunmaktadır. Bu açıdan bakıldığında çağdaş bir yıldızevi sanattan bilime her konunun sunulabildiği bir gösteri ortamıdır.

29 Ocak 2009 Perşembe

Televizyon radyo ve internet tek kabloda

Mevcut elektrik kabloları üzerinden gelen sinyallerle televizyon, telefon, radyo ve internet yayını mümkün.

Powerline Communication (PLC) denilen bir sistem sayesinde yüksek hızlı veri transferi yapılabilecek. Böylece elektrik kabloları üzerinden gelen sinyallerle evlerde televizyon izlenip radyo dinlenebilecek. Telefon görüşmesi yapıp internet kullanılabilecek. Tüm bunlar için de ayrı ayrı kabloların döşenmesine gerek kalmayacak.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi Prof. Dr. İlhan Yerlikaya, yaptığı açıklamada, bilimin gelişmesinin teknolojik alanlarda her geçen gün yeni bir buluş ve gelişmenin zeminini hazırladığını belirtti.

Yerlikaya, PLC sisteminin halen Rusya, Kore, Tayvan gibi bazı ülkelerde test çalışmalarının yapıldığını, bu sistem sayesinde ağ inşa maliyetlerinin düşeceğini, veri aktarımının daha hızlı ve kaliteli olacağını bildirdi.

TÜRKİYE’DE DE HAYATA GEÇİRİLMESİ MÜMKÜN
Türkiye’de de elektrik sistemlerinin büyük kısmının yer altına alınarak modern hale getirildiğini anımsatan Yerlikaya, “Dolayısıyla da bu sistemin Türkiye’de de hayata geçirilmesi kolay ve mümkün. Sistemin Türkiye’de de hayata geçirilmesi halinde ilave hata gerek olmadan tek hat üzerinden kaliteli ve hızlı veri aktarımı sağlanabilecek. Hat döşeme maliyetleri düşecek” diye konuştu.

Yerlikaya, kablolu TV’nin Türkiye’de çok gelişememesinin sebeplerinden birinin de hat döşeme maliyetlerinin yüksekliği olduğunu, dolayısıyla PLC sisteminin hayata geçirilmesi halinde altyapı maliyetlerinin de en alt seviyeye düşürülebileceğini bildirdi.

Prof. Dr. Yerlikaya, PLC sistemiyle telefon, internet, televizyon, teleworking (uzaktan çalışma sistemleri), teleshopping gibi sistemlerinin çalıştırılabileceğini sözlerine ekledi.

18 Aralık 2008 Perşembe

Faturayı yüzde 90 düşüren icat!

FunikaTec A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Sözkesen, icat ettikleri "Hibrit Isı Maddesi" (HIM) adını verdikleri madde ile enerji tasarrufu sağlayacaklarını belirterek, "Buluşumuzun Türkiye’ye Nobel Fizik Ödülünü getireceğine inanıyoruz" dedi.

Sözkesen, düşük maliyetlerle enerjinin verimli kullanılması ve bozulan ekolojik dengeye çözüm sunulması için geliştirilen buluş ve projelerini açıklamak amacıyla düzenledikleri basın toplantısında, dünyadaki enerji sorununu çözecek ve enerji tasarrufu yapacak "Hibrit Isı Maddesini" bulduklarını söyledi.

100 LİRALIK FATURA 7 LİRA OLACAK


Bu maddenin kullanılmasıyla ekonomiye Türkiye’de yılda 20 milyar, dünyada ise 2 trilyon dolar katkı sağlanacağını öne süren Sözkesen, "Bir iş adamı olarak aylık enerji masrafınız 100 lira ise bu teknolojiyle bu 7 liraya düşmektedir. Bu projemizle ilgili şu anda 15 firmayla görüşüyoruz. Bunlar yılbaşından itibaren buluşumuzu kullanabilecekler" diye konuştu.

Sözkesen, ürünün sağlayacağı tasarrufun dünyadaki enerji darboğazına çare olacağını savunarak, "İşte bu yüzden bu buluşumuzun Türkiye’ye Nobel Fizik Ödülünü getireceğine inanıyoruz" dedi.

Hibrit Isı Maddesinin kullanım alanının geniş olduğunu dile getiren Sözkesen, ısı olan her mecrada kullanılabilecek ürünün, otomotiv ve tekstil sektörü gibi alanlarda da yarar sağlayacağını söyledi.

Nuri Sözkesen, Denizli’deki fabrikalarında Ar-Ge bölümü oluşturduklarını, cirolarının yüzde 3’ünü oluşturan 1,5 milyon doları ayırdıkları bölümün, Hibrit Isı Maddesi’nin de aralarında bulunduğu 6 buluş gerçekleştirdiğini ifade etti.

Buluşlarla ilgili bilgi veren Sözkesen, "Çöllerin yeşertilmesi, çöl alanlarında tarım ürünlerinin yetiştirilmesi için lazer destekli bir sistem oluşturduklarını", "GAMA ışını radyasyonunu durduran hibrit polimer bileşik icat ederek zararlı radyasyon ışınlarına karşı yeni nesil bir koruyucu ürettiklerini", "HYD-X Ray radyasyonunu durdurucu bir madde bulduklarını", "Elektromanyetik dalgayı durduran kumaş yaptıklarını" ve "Robot internet takip sistemini oluşturduklarını" bildirdi.

Bu buluşların patentleri için ulusal düzeyde başvuruda bulunduklarını anlatan Sözkesen, icat ve buluşların zor, zahmetli ve masraflı olduğunu, ancak bunları ticarileştirmenin çok daha zor olduğunu sözlerine ekledi.

Muğla Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekan Vekili ve FunikaTec A.Ş. Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Muhammed Eltez de, Hibrit Isı Maddesiyle ilgili teknik bilgi verdi.

"Enerji, ekonomi ve ekoloji, yani ’3E’ dediğimiz, dünyanın temel değerleridir. Buluşumuz olan Hibrit Isı Maddesi kullanıldığı takdirde enerji tasarrufu sağlayacak, hem ekonomiye katkı yapacak hem de ekolojik olarak çevreye zarar vermeyecektir" dedi. Hibrit Isı Maddesi’nin kompozit bir madde olduğunu anlatan Eltez, içindeki enerji paketçiklerinde moleküler titreşimin ısı enerjisi sağlayarak enerji tasarrufu sağlayan maddenin yüzde 90 oranına kadar elektrik tasarrufu sağlayabileceğini ifade etti.

Prof. Dr. Eltez, "Bu buluşun temeli tamamen fiziksel olup, ’moleküler rezonans’ tabiri ile açıklanabilmektedir. Ortaya çıkan fazla ısı ’termodinamik COP performans katsayısı’ ile ifade edilmektedir" diye konuştu.


Kaynak:AA

17 Aralık 2008 Çarşamba

ODTÜ, doğada yok olabilen plastik geliştirdi

ODTÜ'lü araştırmacılar, pamuk sapı, mısır koçanı ve ayçiçeği sapı gibi değersiz tarımsal biyo-atıklardan doğada kendiliğinden yok olabilen hatta yenebilen plastikler geliştirdi.

Yeni ürünün petrol kökenli, yüzlerce yıl bozulmadan doğada kalabilen plastiklerin oluşturduğu çöpleri önemli ölçüde azaltması bekleniyor.

Yeni nesil plastiklerin, ambalaj teknolojisinde yeni bir dönem açması hedefleniyor.

ODTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Bakır, başkanlığını yürüttüğü ekibin ODTÜ ve TÜBİTAK desteğiyle yürüttüğü araştırma projeleri hakkında AA muhabirine bilgi verdi.

Uzun süredir üzerinde çalıştıkları projenin endüstriye uygulanabilmesi konusunda son dönemde önemli veriler elde ettiklerini belirten Bakır, çalışmalarının içerdiği iki ayrı yenilik nedeniyle patent başvurusu yapacaklarını
bildirdi.

Bakır, dünya genelinde yaşanan enerji krizi ve endüstrileşme sonucu oluşan büyük çevre sorunlarının kimya endüstrisinde "yeşil kimya" kavramını giderek yaygınlaştırdığını ve çevreye zararlı kimyasalların kullanımının kısıtlandığını ya da yasaklandığını kaydetti.

Çeşitli bilim çevrelerinin petrolün 40 yıl içinde biteceği ile ilgili görüşlerinin giderek önem kazandığını ifade eden Bakır, "Bu bitişi pek çok kişi sadece 'taşıt araçlarında kullanılan benzinin artık kalmaması' olarak algılıyor.

Oysa benzin, petrol ürünleri içinde yalnızca küçük bir bölümü oluşturuyor. Petrol bittiğinde önemli bir petrokimya ürünü olan ve PVC'den polietilene kadar pek çok endüstriyel plastiğin de üretimi duracak" dedi.

Teknolojik olarak gelişmiş ülkelerde yeni yeni kurulmaya başlanan ve bu amaçla çok yoğun araştırmaların yapıldığı biyo-rafinerilerde, genellikle tarım-orman ürünü ya da atığı gibi bitkisel hammaddelerin kullanıldığını anlatan Bakır, biyo-rafinerilerde mısır, buğday gibi değerli tarımsal ürünlerin yakıt gibi ürünlere çevrilmesinin, halen açlık sorununu çözememiş dünya ülkeleri için uygun bir seçim olmadığını ifade etti.

Gıda maddesi üretiminde kullanılacak tarımsal alanların çeşitli amaçlarla kullanımının etik olarak doğru olmayacağını belirten Bakır, bunların yerine, mısır koçanı, ayçiçeği, pamuk sapı ve odun talaşı gibi değersiz tarımsal atıkların kullanılmasının daha uygun olduğunu ve kendilerinin de biyo-plastik üretimi için bu değersiz tarımsal atıkları kullandıklarını kaydetti.

Bakır, çalışmalarında biyokütleyi önce selüloz ve lignin gibi önemli bileşenlerine ayırdıklarını, sonra da bu maddeleri kullanarak biyo-film ürettiklerini aktardı.

Mikrop tutmayan


Aynı bölümden Prof. Dr. Gürkan Karakaş da ayçiçek ve pamuk sapı, buğday samanı, odun talaşı, mısır koçanı gibi değersiz biyo-atıklarla geliştirdikleri biyo-filmler hakkında bilgi verirken, geliştirdikleri yeni biyo-plastiklerin kullanım sonrası doğadaki bozunumlarının da hızlandırılabildiğini ifade etti.

Plastiklerin başta ambalaj sanayi olmak üzere pek çok alanda kullanılabileceğini aktaran Karakaş, çalışmalarında bu plastiklere antimikrobik özellik verebildiklerini işaret ederek şunları kaydetti:

"Tamamen değersiz tarımsal atıkları kullanarak yaptığımız yeni nesil plastikler, antimikrobik özellikleri nedeniyle özellikle gıda paketlemesi için son derece elverişli. Çalışmamızda biyofilm üretimi üzerinde durduk. Bu biyo-filmler günümüzde petrokimya ürünü plastiklerin kullanıldığı değişik yerlerde, örneğin, poşet yapımında, paketleme filmi ya da kabı yapımında kullanılabilir. Sebze ve meyvelerin uzun süre saklanması için de son derece elverişli.

Çalışmamız sonucu yeni nesil plastik diyebileceğimiz bu ürün, doğada kendi kendine yok olabiliyor. Ayrıca yüzlerce yıl bozulmadan doğada kalabilen plastiklerin neden olduğu çöpleri önemli ölçüde azaltabilir hatta yenebilir de..."

Sanayicilere çağrı

Geliştirdikleri ince film şeklindeki biyo-filmlerin pilot üretim çalışmalarının yapılması için sanayi kuruluşlarını beklediklerini ifade eden Karakaş, sözlerini şöyle tamamladı:

"Şu an çalışmamız çok iyi bir noktada. Gelecekte bu tür üretimler her sanayi kolu için çok önemli olacak. Bunları üretirken de kullanım sonrasında da doğayı kirletmiyorsunuz. Doğada bulunan ancak kullanılmayan biyokütleyi alıp çevreyi kirletmeden faydalı ürünler geliştirip katma değer yaratıyorsunuz. Plastikleri geliştirirken kullandığımız ürünlerin tamamı biyolojik olarak çürüyebilen malzemeler. Antimikrobik olmasının da çok önemli avantajları bulunuyor. Pilot üretim için bir sanayi kuruluşuna ihtiyacımız var."

Tübitak'tan arama-kurtarma radarı

TÜBİTAK araştırmacıları, depremde göçük altında kalanların kalp atışlarını algılayabilen “arama kurtarma radarı” geliştirdi.

Radar, baygın da olsa yaralının göğüs kafesi hareketlerinden yerini tespit edebiliyor.

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Türkiye-Ukrayna Ortak Araştırma Laboratuvarı araştırmacılarından Atilla Ünal, arama-kurtarma radarının olası bir depremde kullanılmak üzere birkaç yıl önce geliştirildiğini ve radar üzerindeki çalışmaların sürdüğünü bildirdi.

Diğer radarlarla tespit yapılabilmesi için göçük altında kalan kişinin ya ses çıkarması ya da herhangi bir şekilde hareket etmesi gerektiğini ifade eden Ünal, geliştirdikleri yer altı radarı sisteminin ise yaralının kalp atışı ile göçük altındaki yerini belirleyebildiğini kaydetti. Ünal, “Sistem, göçük altındaki kişi baygın ya da ses çıkaramayacak durumda dahi olsa, eğer yaşıyorsa kolaylıkla tespit etmeye olanak veriyor” diye konuştu.

Elektromanyetik alan kullanan radarın insan sağlığına zararlı bir etkisinin bulunmadığını belirten Ünal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Radar sayesinde elektromanyetik bir alan, söz konusu bölgeye gönderiliyor ve sinyal daha sonra geri alınıyor. Uzakta bulunan bir taşınabilir bilgisayar ve bluetooth aracılığıyla haberleşiliyor ve bu arada sinyaller algılanıyor. Radar, kişinin kalbi atıyorsa göğüs kafesi hareketlerinden onun göçük altında olduğunu tespit edebiliyor. Radar, 10 kilogram ağırlığında olduğundan kolaylıkla taşınabiliyor.”

Türkiye’deki depremlerin ardından yürütülen arama kurtarma faaliyetlerinde göçük altındakilerin hareketsiz ya da baygın olması nedeniyle büyük sorunlar yaşandığını vurgulayan Ünal, “Ultrason sistemlerinde mutlaka birinden ses gelmesi beklenir ki bizim daha önceki depremlerde duyduğumuz, ‘Aşağıda biri var mı?’ sözleri oldu. Bu sistemde ise kişi baygın olsa bile sadece kalbinin atması algılanması için yeterli” dedi.

Efsane 11 belli oldu

Efsane 11 belli oldu


Efsane 11 belli oldu
Spor dünyasının merakla beklediği Efsane 11 belli oldu. Yeşil sahaların son 25 yıldaki en büyük yıldızlarının çekiştiği yarışmada Efsane 11'i 200 bin okur seçti.

İŞTE SİZLERİN OYLARIYLA SEÇİLEN "EFSANE 11" - FOTO ANALİZ

ÖDÜL TÖRENİNDEN RENKLİ GÖRÜNTÜLER - FOTO GALERİ

Hürriyet Spor Gazetesi, Efes Pilsen sponsorluğunda son 25 yılda forma giymiş (en son 1983-84 futbol sezonunda oynamış olan) yerli futbolculardan oluşan en iyi 11 siz okurların oylarıyla belirlendi.

Ceylan International'da düzenlenen ödül töreni spor camiasının önde gelen isimlerini buluşturdu.

Törene Galatasaray Kulübü Başkanı Adnan Polat, Trabzonspor Kulübü Başkanı Sadri Şener, Fenerbahçe Kulübü Asbaşkanı Murat Özaydınlı, Hürriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Hurriyet.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Fatih Çekirge, Fenerbahçe Kulübü Eski Başkanı Ali Şen ve birçok ünlü isim katıldı.

Forvet mevkiinde Efsane 11'e seçilen Hakan Şükür'e ödülünü Hurriyet.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Fatih Çekirge verirken, Rüştü reçber ödülünü Hürriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı'nın elinden aldı.

Recep Çetin'e ödülünü Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök verdi.

Geceye katılan milli takımlar teknik direktörü Fatih Terim Efsane 11'e seçilen isimleri tebrik etti.

FATİH TERİM: "DERBİLER ÖNCESİ HANGİ TAKIMIN KAZANACAĞINI SÖYLEMEK ZOR"

Terim ayrıca Barış Özbek'in milli takıma çağırılmadığı ve bu sebepten ötürü Almanya Milli Takımı'nı seçmek zorunda olduğu konusunda geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamanın hatırlatılması üzerine "Bu konu ile ilgili açıklama federasyon ve yardımcım Müfit Erkasap tarafından yapıldı. Bu konu hakkındaki doğru bilgi o açıklamadır" dedi.

Tecrübeli teknik adam ayrıca 21 Aralık Pazar günü Galatasaray ile Beşiktaş arasında oynanacak olan derbi karşılaşması ile ilgili olarak şunları söyledi:

"Güzel ve herkesin zevk alacağı bir maç olacağını düşünüyorum. Derbiler öncesi hangi takımın kazanacağını söylemek zor olur. İyi mücadele eden iki takımın zevkli bir karşılaşmasını izleyeceğimizden eminim."

GALATASARAYLI FUTBOLCU ARDA: "UMARIM KAZANAN TARAF BİZ OLURUZ"

Gecede Efsane 11'e seçilen en genç futbolcu olan Arda Turan, Beşiktaş'ı sarı kırmızı taraftarların ve kendilerinin en iyi şekilde ağırlayacaklarını belirtirerek, "Güzel ve keyifli bir maç olacak. Kazanmak isteyen iki takımın mücadele edecek. Umarım kazanan taraf biz oluruz" dedi.

Arda bir basın mensubunun bu sene Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda oynanacak UEFA Kupası finaliyle ilgili sorusu üzerine ise final maçının oynanacağı tarihe uzun bir zaman olduğunu ve akıllarındaki ilk konunun bulundukları gruptan çakmak olduğunu ifade etti.

16 Aralık 2008 Salı

O ayakkabı "Türk malı" çıktı

O ayakkabı Türk malı çıktı
ABD Başkanı Bush'a fırlatılan ayakkabılar Türk malı çıktı.

IRAKLI GAZETECİ AYAKKABIYI BUSH'A BÖYLE FIRLATMIŞTI - FOTO GALERİ

Iraklı gazeteci Muntasar El Zeydi tarafından fırlatılan ayakkabının bir Türk ayakkabı üreticisine ait olduğu iddia edildi.

Bağdat'a veda ziyaretine giden ABD Başkanı Bush'a basın toplantısında fırlatılan ayakkabının Türk malı olduğu öne sürüldü. Ayakkabıların, İstanbul Altınşehir'de 1991 yılından bu yana faaliyet gösteren bir Türk firmasının 2002 yılından bu yana üretmiş olduğu tescilli bir marka olduğu iddia edildi.

Baydan Ayakkabıcılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Baydan, ayakkabıları yaklaşık 10 yıldır ürettiklerini, son 5 yıldan bu yana da tek model olmak üzere Ortadoğu'ya ihraç ettiklerini söyledi. Baydan sadece Irak'a yılda 15 bin çift söz konusu modelde ayakkabı ihraç ettiklerini belirtti. Ayakkabının 4 renk olarak üretildiğini ABD Başkanına atılan ayakkabının da kahverengi olduğunu söyleyen Baydan ayakkabının kaba görünse de çiftinin ağırlığının 600 gram olduğunu ve 27 dolar karşılığında ihraç edildiğini belirtti.

Olay anında çekilen fotoğraf ve görüntüleri inceleyen firma yetkilileri, eylemi gerçekleştiren Iraklı gazeteci Muntasar El Zeydi'nin ayakkabılarının kendi ürünleri olduğunu açıkladı ve bu konuda bir kuşkularının bulunmadığını belirtti.

Irak'ta Bush'a Ayakkabı Fırlatıldı

Bush, kendisine fırlatılan ayakkabıdan son anda kurtuldu

Irak'a ziyareti kapsamında Başbakan Nuri El Maliki ile görüşen ve birlikte basın toplantısı düzenleyen ABD Başkanı George Bush, Irak savaşının henüz sona ermediğini, daha yapılması gerekenler olduğunu söyledi.

Çok sıkı güvenlik önlemleri altında Iraklı yetkililerle görüşen Bush, Maliki ile birlikte basın mensuplarının karşısına çıktığı sırada, Iraklı bir gazetecinin fırlattığı ayakkabılardan son anda kurtuldu.

Saldırının ardından sakin bir şekilde soruları yanıtlayan Bush, ABD ile Irak arasında imzalanan güvenlik anlaşmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve sadece iki yıl önce böyle bir anlaşmanın imkansız göründüğünü kaydetti.

Iraklı gençlerin gözlerinde "umut" gördüğünü belirten Bush, "Bizim uğruna savaştığımız gelecek bu" diye konuştu.

Maliki de, Irak'ın her alanda ilerleme gösterdiğini söyledi...

Kaynak:AA

Not: Maliki'nin yüz ifadesini izledim de kare kare,bıyık altından bir tebessüm var gibi!