14 Aralık 2008 Pazar

Vatan Sana Canım Feda



Toprak, uğrunda kan dökülmüş ise vatandır. İnsanın vatan-ı aslisi de topraktır. Cenazeler toprakta fani olunca diner. Toprak bizim anamız, aşk bizim ateşimizdir.

İnsan vücudunun ve dünyanın 3/4’ü sularla ve yine dünyanın 1/4’i ise kara parçası toprakla kaplıdır. Her insanın nerede doğacağını, hangi kıtada yaşayacağını ve nerede vefat edip fani olacağını külli irade sahibi Cenab-ı Hak takdir ve tayin etmiştir.

Dünyanın en eski yerleşim merkezi Mekke ve havalisi en eski ziraatin yapıldığı mevki ise Harran Ovası’dır. İnsanlar dünyanın değişik coğrafi bölgelerine kara, hava ve deniz yoluyla dağılmışlardır. Eskimolar’ı kutuplara, yamyamları Afrika’ya, Barbarlar’ı Avrupa’ya yerleştiren, gezegenin mutlak sahibi Allahu Teala’dır. Yeryüzünde gerçekleşen kavimler göçünün zahiri sebepleri açlık, kıtlık, kuraklık, işgal, sömürü, savaş ve tabii afetler olabileceği gibi, Rasûlullah’a komşu olmak gibi manevi sebepler de olabilir. Allah’ın kelimesini yüceltmek ve İslam dinini tüm dünyaya hakim kılmak gibi ulvi bir gaye de olmuştur.

Orta Asya’da iken kıtlık ve kuraklığı bahane edip Anadolu’ya yerleşen Yafes’in şamanist torunlarını Mezopotamya’da müslüman Arap toplumu ile komşu kılıp İslam ile şereflenmelerinin sebebini halkeden Cenab-ı Hak’tır.



Yumurta tavası

Mülkün ve adına dünya denilen “han”ın Hakan’ı, misafirlerini nerede ağırlayacağını önceden ayarlamıştır. Kısmet ve nasip, rızık ve ecel gibidir. Misafirin kimi denize nazır mekanda kalırken, kimisi de denizin tam ortasında bir adadadır. Mesela Akdeniz’de tek saplı teflon bir yumurta tavası kadar küçük bir ada olan Kıbrıs gibi. Bu ismin aslı Yunanca Cyprus’tır. Halbuki adayı fetheden müslümanlar, kendilerini hatırlatan bir isim verebilirlerdi. Zira Kıbrıs’ın en eski adı Alasia’dır. Ada, M.Ö. 15. yy’da Hitit egemenliğinde bulunuyordu. Daha sonra adaya Mısırlılar, Asurlular, Persler, Romalılar ve Bizanslılar hakim oldular. Büyük İskender devrinde Yunanlılar Kıbrıs’ta hakimiyetlerini ilk defa kabul ettirdiler. Sonra M. 647 yılında Halife Hz. Osman (ra) zamanında bütün ada İslam egemenliği altına girdi ve bu dönem 964 yılına kadar 317 yıl sürdü. Templer şövalyeleri, Memlüklüler, Cenevizliler, Venedikliler derken 1571 yılında Kıbrıs, Osmanlı Devleti’nin eline geçti. 1878 yılına kadar 308 yıl Osmanlı hakimiyetinde kaldı. Ancak Osmanlı Devleti’nin Rusya ile giriştiği 1877 savaşından yenik çıkarak Ayastafonos barışını imzalamasıyla Kıbrıs için karanlık bir gece başlamış ve ada, İngilizler’in eline geçmiştir.

1923 yılında “Sağır Sultan”ın imza koyduğu Lozan Antlaşması’nın 16. ve 20. maddeleri gereği İngilizler, 1925 yılından itibaren Kıbrıs’ta resmen bir sömürge statüsü uygulamaya başlamışlardır.



Çünkü biz varız

Akdeniz’in kuzeydoğusunda yer alan 9.283 km2’lik Kıbrıs adasının 3.355 km2’lik kuzey bölümünde bugün K.K.T.C. bulunmaktadır. Anamur burnuna 40 mil uzaklıkta bulunan Kıbrıs’ta 1990 yılında yapılan sayıma göre Türk nüfusu 170.000’i aşmıştır. Rumların sayısı ise 400.000 civarındadır. Yalnız İngiliz ve Rum yönetiminde kaldığı süre içinde adadan Anadolu’ya göçe zorlananların sayısı 200.000’e yakındır. Sömürgeci ülkeler dünya siyasetinde nüfusu nüfuz olarak görmüşlerdir. Kıbrıs adası jeopolitik ve askeri stratejik konumu nedeniyle Doğu Akdeniz’de bir kilit noktası olmuştur. Kıbrıs, Türkiye için bir sıçrama tahtasıdır. Yalnız gelişmeler olumsuz şekilde devam ederse teneşir tahtası olacaktır. “Çünkü biz varız” diye bilboardlara pankart yapıştıranların 3 Kasım 2003’e kadar nerede yaşadıklarını merak etmekteyim. Satanistler, sadece şeytana tapan, kedi kanı içenler değil, gerçek satan-ist vatanın şehit kanıyla sulanmış topraklarını bir tütün/pipo bahasına kapalı kapılar altında satıp tüyü bitmedik yetimlerin kanını, iliğini emen sülüklerdir. Denktaş’ın mücahid kimliğinin arkasına sığınıp laiklik teranesiyle Kıbrıs’taki İslami kimlik davasını gözardı eden çakmak-taşlarının, düven taşlarının sürtünmesiyle kıvılcım üretmeye çalışmaları beyhudedir. Kıbrıs Serdar’ının bile baba Denktaş’ın yanlış yolda gittiklerini uyarması, 28 Şubat zihniyetini telaşa kaptırmıştır. Çünkü boş laf karın doyurmuyor kardaş!..



Uçan kuşlar, martılar

Siyonizmin fikir babası Theodor Herzl’in Britanya’ya (İngiltere’ye) ait bir ülkede yahudiler için kurmayı düşündüğü koloniler arasında Sina yarımadası, Mısır ve Filistin’le birlikte Kıbrıs’ı da sayması hain planın bir parçasıdır. AB’nin üyelik şartı için Kıbrıs meselesini öne sürmesi bundandır. ABD’nin Ortadoğuda büyük İsrail jandarma devletini kurmak amacı ile Irak’a saldırması bundandır. Ancak ABD’nin havalarda gezen burnu, yine havalarda kırılacaktır inşaallah. ABD’nin mart ayında planladığı saldırısına karşılık verecek Cenab-ı Hakk’ın martılardan oluşan görünmeyen askerleri haliç ve galata köprüsünün demirlerine tek sıra halinde hazır kıta beklemekte olduklarını “martıların sayısı artıyor” başlıklı TGRT’nin akşam haberlerinden öğrendim. İstanbul’un yerlileri iyi bilirler ki 1453’de karadan karaya gemiler demir kızaklar üzerinde yüzerken çıkacak sesleri bastırmak için Topkapı surlarındaki Bizans’ın dikkatini dağıtan martıların çığlıkları olmuştur. Mart kapıdan baktırır, senet sepet yaktırır.

Allah, müminlerin vekilidir, valisidir. En büyük vali de O’dur. O’nun eyaletinde O’nun velayetine sığınanlar korunmuştur. Bazan 3.000 ile bazan 5.000 ile. İki de bir Sevr’i hortlatmaya çalışanların kurdukları tuzakları ve hain planları boşa çıkaracak olan Cenab-ı Hakk’ın yeryüzünde kendilerine nazar ettiği üçleri, yedileri, kırkları, kavs’ı, aktab’ı, kutb-ul aktabı d,a kainatın efendisini müşriklerden saklayan Sevr dağında manen toplanıp iş taksimi yapmadıkları ne malum? Kimin eli kimin cebinde şeklindeki iktisadi deyim siyaset için de geçerlidir. Kimin tokadı kimin ensesinde patlayacak galiba belli değildir.

Kıbrıs’a atanan ilk Osmanlı valisi Muzaffer Paşa’dır. Kıbrıs’ın fethinde zamanın âlimi Ebu’s Suud Efendi’nin fetvası etkili olmuştur. 1974 harekatı da Ebu’s Suud Efendi’nin imza ve gayretiyle başlamıştır. 1910 yılında müslüman köylerin hristiyanlaşması konusunda yakınan Kıbrıs müftüsü Hafız Ziyai Efendi’nin Şeyhülislam’a yazdığı stayiş mektubu bir uyarı risalesidir.

Kıbrıs’ın Osmanlı eşrafı aşağıdadır:

1- Sadrazam Mehmet Kamil Paşa (1832-1913),

2- Sadrazam Mehmed Emin Paşa (Ö.T.1813),

3- Hasan Hilmi Efendi (Kıbrıs’ın ilk müftüsü, 1782-1847),

4- Aşık Kenzi (1785-1795),

5- Kaytazzade Mehmed Nazım Bey (Şeyh Nazım Adil’in büyük dayısıdır, 1857-1924),

6- Namık Kemal (Halk arasında Ayyaş Kemal olarak bilinir. 1840-1888).

Türkiye’nin dünyaya açık tek sahil kapısı olan Kıbrıs’ta yetişen Osmanlı âlimleri de şunlardır:

1- Mehmet Zeki Efendi (1868-1919),

2- Mehmed Ziyaeddin Efendi (1850-1936),

3- Osman Ragıp Efendi (Ö.T 1943),

4- Derviş Vahdeti (Ö.T. 1909),

5- Dr. Hafız Cemaleddin (1857-1967).

Kadir Mısıroğlu’nun “Lozan, zafer mi, hezimet mi?” sorusuna Kıbrıs açısından verilen cevap, hezimettir. Çünkü Enosis, yani Kıbrıs adasının Yunanistan’la birleşmesi ideali Lozan Antlaşması ile güvence altına alınmıştır. Her yıl müttefik devletler adına verilen akşam yemekleri ve kokteyllerde oval bardaklarla beyaz peçetenin altından leblebi ile viski ve konyak yudumlayan, sonra da sarhoş edasıyla nasıl olsa masa başında kaybederiz diye yaptıkları çıkarmada elde ettikleri toprakların geri verilebileceğini ifade edenler vatan hainidirler. Bir de şu milliyetçilik maskesi ile Kıbrıs’ın milli bir dava olduğunu söyleyerek “Çünkü biz varız.” demeleri yokmu ya? İnsanı şirazeden çıkarıyor.

Gençlik yıllarında Otello Mason Locası’na üye olduğu iddia edilen Denktaş, Kıbrıs’ın Demirel’idir. Yedi defa gidip sekiz defa gelen Demirel T.C. devleti için ne yapmışsa Denktaş da onu yapmıştır. Vatanın anasını satanlar, danasını da satacak, yavrusunu da. Ashab-ı Şimal’in Mümtaz’ını kendisine danişmend kabul eden bir zihniyetin sahibi, sağduyu sahibi olsa da kaç yazar? Her kavim lâik değil, lâyık olduğu önderler tarafından idare edilmelidir.



Ümmü Haram

Uğruna binlerce şehit verilen Kıbrıs’ta Mevlevi, Celveti ve Rifai tarikatlarının izlerini taşıyan dergahların kalıntıları vardır. Ertelenen İslami hayat, Kıbrıs insanı üzerinde kimlik bunalımına sebep olmuştur.

“Bilmeyene bir kere, bilip de yapmayana yedi kere yazıklar olsun” diyen sahabeden Ebud Derda, Kıbrıs’ın fethinde bulunduğu halde sevinç yerine ağlayarak sanki bu günleri görür gibi olmuştur. “...Ey Cübeyr! Yarın yüce Allah’ın emirlerinden uzaklaşmakla başlarına zillet, alçalma ve belalar gelecektir” demiştir. Muaviye’nin hanımı ile Kıbrıs’ın fethine katılan peygamberimizin halasının kızı Şehide Rumeysa binti Milhan için şair Arif Nihad Asya bakınız ne diyor:

Kudsi ve mübarek iki ruhun akşam

Göklerde buluşmasıyla başlar bayram

Bayraktar öper Ümmü Haram’ın elini

Bayraktar’ı alnından öper Ümmü Haram...



Sonuç: Medine vesikası

Kıbrıs, tarih boyunca kaderi dışarıdan belirlenmiş bir adadır. At binenin, kılıç kuşananındır. Toprak ekenin, su içenindir. Adada birleşmenin muhtemel alanı sömürgeciliğe karşı ortak mücadele ve savaştır. Medine vesikası bunun en güzel örneğidir. Yani çözüm, güdümsüz federal devlet anlayışıdır.

Zorla güzellik olmaz, yalvaracak değiliz. Sonra İslam’da fethin amacı toprak işgali ve sınırları genişletmek değil, insanların kalbini ve gönlünü İslam’a açmaktır.

Bülbülü altın kafese koymuşlar “ille vatan, ille vatan” diye ötmüş. Meğer vatanı bir çalı dibiymiş.

Benim de vatanım inandığımı yaşayabildiğim mekandır. Velev ki duvar dibi olsun. Koca bir ada olacağına küçük bir oda olsun. Ama penceresi İslam’a açık olsun... İşte o zaman vatan sevgisi imandan olacaktır.

“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda...”

Türk Kimdir?


Son günlerde klasik milliyetçilik anlayışı ile Türk kimliği hakkında çeşitli yorumlar ve tartışmalar yapılmaktadır. Sanki birileri bu tartışmaları bilerek ortaya atmakta ve yok yere zamanımızı ve gündemimizi meşgul etmektedirler. Bazen bu tartışmalar kırıcı olmakta ve hatta bu kısır tartışmaların dozu giderek artmakta, huzur bozucu olmaktadır.
Artık bu tartışmalar son bulmalıdır. Demokratik milliyetçilik anlayışı içinde "Türk kimdir?" sorusuna verecek yanıtlarımız çoktur.

Örneğin:

-Ülkemiz demirbaşlarının üç kuruş on paraya elden çıkarılmasına karşıysan, Türk'sün sen,

- Ülkemizin iç işlerine karışan AB ülke büyükelçilerine karşı tepki duyuyorsan, Türk'sün sen,

- AB'ye üye olacağız umudu ile ulusal bağımsızlığımızı tehlikeye koyacak tavizlere karşıysan, Türk'sün sen,

- Kıbrıs, Ege Adaları gibi ülkemizin geleceği için hayati önem arz eden konularda VER KURTUL'a karşıysan, Türk'sün sen,

-Ümmetcilik isteklerini, ılımlı İslam kavramı icinde benimsetmeye çalışan ve bu konuda emperyalist ülkelerle işbirliği yapanlara karşıysan, Türk'sün sen,

- Laik ve demokratik Cumhuriyetimize sahip çıkıyorsan, Türk'sün sen,

- Ülkemizin birlik ve beraberliği için çalışıyorsan, Türk'sün sen,

- Ülke bütünlüğünü korumak uğruna gerektiğinde canını verecek kadar bu ülkeyi seviyorsan, Türk'sün sen,

-Siyasi rant kazanmak uğruna, kutsal dinimizi siyasete alet edenlere karşıysan, Türk'sün sen,

-Siyaset-Ticaret-Bürokrat-Mayfa işbirliği içinde ülkemizi soyanlara karşıysan, Türk'sün sen,

-Borç yiğidin kamçısıdır mantığı ile ülkemizi gırtlağına kadar borca sokanlara karşıysan, Türk'sün sen,

-Ekonomimizi IMF emrine sokarak,işçi-memur-çiftci-emekli düşmanı olanlara karşıysan, Türk'sün sen,

-Kadın haklarını koruyup,onlara her alanda saygı gösterip,medeni ve siyasi haklarını kullanmalarına destek veriyorsan, Türk'sün sen,

-Yüce önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK'ün dahice uygulamaya koyduğu ilke ve devrimlerine sahip çıkıyorsan, Türk'sün sen,

-En önemlisi ulusal marşımız söylenirken, hemen gururla eşlik edebiliyorsan, bağımsızlık sembolu bayrağımız göndere çekilirken gözlerin dolacak şekilde duygulanabiliyorsan, Türk'sün sen,

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYEBİLENE !

Türk Olmak





Aslında çok şeydir, Türk olmak.

Türk olmak, Osmanlı’nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi. Kosova’da ve Bosna’da, Batı Trakya’da ve Makedonya’da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.

Türk olmak Kıbrıs’ta, Hocalı’da, Anadolu’da ve Balkanlar’da soykırıma uğrayıp, yapmadığın soykırımla suçlanmaktır. Türk olmak faşist olmaktır, vatanına, yurduna, tarihine sahip çıktığınca. Türk olmak demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, yurduna, tarihine sahip çıkmadığınca.


Türk olmak lisanının Avrupa’da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini anlatamamaktır.


Avrupa’da hor görülmek Türk olmaktır, ataların bir sürü asır önce Viyana’yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir, sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana’yı yakmadığın için.


Türk olmak Selanik’te Pontus Anıtı’nın, Viyana’da çiğnenen yeniçeri minberinin ve Malta’da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.

Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir. Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir. Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.


Arabaya koşulan ilk atın vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icad edildiği her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.


Türk olmak; Troya’dan bu yana, Sümer’den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda, bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık hafıza ile yaşamaktır.


Doğu Roma’yı da Batı Roma’yı da yıkıp, yeni Roma olan AB’ye girmeye çalışmaktır Türk olmak. Türk olmak, Mostar’da köprüdür, Kerkük’te kaledir, İstanbul’da Kız kulesi’dir, Anadolu’da buğdaydır, Çukurova’da pamuktur, Ege’de tütün, Karadeniz’de fındık, Trakya’da ayçiçeğidir.


Türk olmak Çanakkale’de ölmektir. Çanakkale’de ölmeden önce düşmana su vermektir, onun yaralısını sırtında kendi hastanene taşımaktır.


Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlından helallik almaktır. Sabahları odana rahmet dolsun diye, camı açmaktır. Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir. Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır. Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır.


Türk olmak, harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip, tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile, paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi düvele meydan okumaktır.


Türk olmak askere davul-zurna ile uğurlanmaktır, belki de dönmeyeceğini bilerek. Türk olmak, annenin ardından “bir oğlum daha olsun, onu da göndereceğim” demesidir. Babanın göz yaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken “vatan sağ olsun” demesidir.


Türk olmak “Türk çayında radyasyon olmaz” yalanları ile, “gusül abdesti alana aids bulaşmaz” dolanları ile yaşamaktır. Her hükümetin enkaz devraldığı, ama asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır.


Türk olmak, ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir. Aynı nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır. Göz hakkına, diş kirasına saygıdır Türk olmak. Evindeki bir kap aşın yarısını tanrı misafirine vermektir. Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.


Türk olmak, milli maçta ağlamaktır. Ayhan Işık’a, Belgin Doruk’a aşık olmaktır. Türk olmak, aşkını ölesiye sevmektir. Aşkı için ölmektir, öldürmektir. Sevdiceğimin elini bir tez tutamadan, toprağa girmektir.


En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir. Eşkıyaya türkü yakmaktır, Türk olmak. Milletine sövmektir, ama başkasına sövdürmemektir, Türk olmak. Türk olmak Yunus’u bilmektir, Aşık Veysel’i sevmektir. Mevlana’yı, Hacı Bektaş-ı Veli’yi ve Hoca Yesevî –tek bir satırını okumasa da- yüreğinde taşımaktır.


Türk olmak, saz çaldığında, ney üflendiğinde, kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında, yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen Türküsü’nde...


Hayatın sana verdiklerine “nasip”, vermediklerine “kısmet” demektir. Her işin “hayırlısına” inanmaktır ve “feleğe” küfretmektir ve ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.


Türk olmak, Asya’da batılı, Avrupa’da doğulu diye tepki görmektir. Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaratılanı Yaradandan ötürü sevmektir.


Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da, silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir. Türk olmak, mahalle maçı için aynı saatte, on kişi buluşamazken, milyon kişinin bir araya gelmesidir. Tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir.


Türk olmak, buhran zamanında Arjantin’de de mağazalar yağmalanırken, daha ağır buhranda sorumlusuna en ağır cezayı tek bir cam kırmadan sandıkta kesmektir.


Türk olmak en zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak, en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir.


Zor iştir Türk olmak. Türk olmak Anadolu’da her düşen yağmur damlasına hamdetmek, her çıkan başak için şükretmektir. Türk olmak, medeniyetler mezarlığı Anadolu’da dik durabilmektir.

13 Kasım 2008 Perşembe

Komando Nedir?









Gurur,güven, ani karar verebilme yeteneği

ile her türlü düşman, hava ve arazi şartları

ile mücadele edebilecek şekilde yetiştirilmiş,

bittiğinde yeniden doğan mümtaz askeri personeldir.başka birşey demeye gerek yok alttaki komando andı herşeyi söylüyor zaten

KORKU NEDİR BİLMEYİZ
BİZ DAĞLARIN ERLERİ
YUVA YAPTIK GÖKLERE
BAŞ DÖNDÜREN YERLERE
ENGEL TANIMAZ AŞARIZ
YÜCE ENGİN DAĞLARI
EL VERİR UZANIRIZ
MOR SİYAH BULUTLARA
BEN TÜRK KOMANDOSUYUM
DÜŞMANI ÇELİK PENÇEMLE EZERİM
HER YERDE BEN VARIM
HAVADA, KARADA. DENİZDE. ÇÖLDE, ÇATAKTA, BATAKTA
HER ZAMAN VE HERYERDE
KİM?
KOMANDO
KİM?
KOMANDO
OLAMAZSIN... .
YAH
OLAMAZSIN...
YAH

KOMANDOLAR....
ALLAH
KOMANDOLAR ...
ALLAH

Allah sizi korusun

4 Mayıs 2008 Pazar

Delikanlı Kız!

Delikanlı Kız...!



1. Delikanli kiz öyle fazla dar giyinip de orasini burasin göstermez ve belli etmez.

2. Delikanli kiz yolda yürürken kivirmaz .

3. Delikanli kiz cak cak sakiz cignemez, cignese bile belli etmez.

4. Delikanli kiz sevdimi, adam gibi sever, sevdiginden baskasina bakmaz.

5. Delikanli kiz sigara icmez, iciyorsada birakmaya calisir.

6. Delikanli kiz anasina, babasina saygili anlayiisli icabinda hizmetcisi olur, asla üzmez.

7. Delikanli kiz herzaman mini etek giymez, ayda yilda bikere.

8. Delikanli kiz terbiyeli hanim efendi olur.

9. Delikanli kiz ne olursa olsun, ölümü düsünmez, hayata savas acar, kaderiyle savasir.

10. Delikanli kiz arkadasini yari yolda birakmaz, arkadasi icin canini verir.

11. Delikanli kiz kimseyle dalga gecmez.

12. Delikanli kiz sadece kendini düsünmez.

13. Delikanli kiz yalan söylemez, ve söyleyenlerdende hoslanmaz.

14. Delikanli kiz kendisini seven bir erkegin kaderiyle oynamaz.

15. Delikanli kiz icki icmez.

16. Delikanli kiz cok gec saatde disari cikmaz.

17. Delikanli kiz erkeklerle oynamak icin cikmaz, ortalik kizi olmaz.

18. Delikanli kiz dedikodu yapmaz.

19. Delikanli kiz kendisine laf attirmaz, attigindada icabina bakar.

20. Delikanli kiz ihanet edeni affetmez, bir kalemde cizer.

21. Delikanli kiz tükürdügünü asla yalamaz (askindan ölse bile).

22. Delikanli kiz bir erkegin gururuyla oynamaz.

23. Delikanli kiz sevdiiini aldatmamalidir.

24. Delikanli kiz disiplinli olmalidir.

25. Delikanli kiz sevdigini (sevgilisini, aylesini, arkadasini) arkasindan vurmaz.

26. Delikanli kiz ihaneti kabul etmez.

27. Delikanli kiz sevdigine askina ihanet etmez bir serefsiz gibi arkasindan vurmaz.

(alıntıdır)

Benim Hakkımda!! (Meraklısına)






REKABET ETMEM REKABET YARATIRIM!
farkım tarzım benim türk olmam ya kan kustururum yada sustururum bu hususta ne kural nede kral tanırımßu aLemde ŞekLi ßen Koyar ßen Çizerim .Oyunu ßen ßaşLatır ßen ßitiririm . İşine geLmiyOrmu Game Ower güselim


NE PARAYLA ADAM OLDUK BU HAYATTA NEDE HER PARASI OLANI ADAM YERINE KOYDUK!!!



BuGüN 'aŞıĞıM' DeYiP,YaRıN YaN ÇiZcEkSeN..
YaLaN SöLeYiP oRTaYa ÇıKTııNDa
KıWıRCaKSaN..
iLGi GöSTeRiNCe Bi TaRaFıN KaLKıCaK
SeNDen iLGi BeKLeNiNCe KaÇıCaKSaN..
KıSKaNCıM DeYiP,KaNKaN SeWGiLiNe
SuLaNıNCa
KıLıNı KıPıRDaTMıCaKSaN..
aNNeNiN SöZüNDeN ÇıKMıCaKSaN..
aRKaDaŞLaRıNıN YaNıNDa BaŞKa YaLNıZKeN
BaŞKa TüRLü DaWRaNCaKSan..
BoYuN uZuN aKLıN KıSaYSa..
PaRaN WaR aMa CiMRiYSeN..
GiYDiiNiN
YeDiiNiN
Öptüğünün
YaTTııNıN
LaFıNı YaPCaKSaN.....
Benim Aradığım Sen Değilsin!



BENİ ENCOK KARSIMDAKININ BENI SALAK DURUMUNA DUSURUP BENLE DALGA GECMEYE CALISIRKEN KENDİSİNİN SALAK DURUMUNA DUSMESI MUTLU EDERR !!!!!!!


RAPİNE KADAR RAPÇİYİZZZZ
RAPİMİZİ KÖTÜLEYENİN BEYNİNİ ÇİZERİZZZZZZZZ !!!!!!!!!!!!



müslümcü olup jılet cekıcegıme
rockcı olup kafa salıycagıma
popcu olup popo sallıycagıma ,
RAPÇİ OLURR ELL SALLARIMMMMMMMMMMM !!!!!!!!!

ADAM OLANI HAYATIMA SOKARIM OLMAYANIN HAYATINA


HAYATIN ILK DORDU :
TESEKKUR ET
OZUR DILE
OTOKONTROLLÜ OLL
EMPATİ YAP

3 Mayıs 2008 Cumartesi

Yitik Delikanlı!



нαуαттαη вєzмιş вιя кöℓє gιвι
уαşıуσяυм ηιує؟

güηєşιм вαтıк ∂σğмυуσя αğℓıуσяυм güη∂üz gє¢є
ιçιм∂єкι şυ уαηgıηı ѕöη∂üямєz кιмѕє
ιℓαç σℓмαz нιçвιя çαяє
∂єямαηѕız ∂єя∂є ηιує вαηα gєℓмιуσяѕυη?

нιç мι вєηι ѕєνмιуσяѕυn
zσя мυ gєℓιя вüтüη вυηℓαя
ηιує ѕυѕυρ ѕöуℓємιуσяѕυη
мєуℓєя çαяє вυℓαмα∂ı
∂σѕтℓαяıм αяαуıρ ѕσямα∂ı
αğℓα∂ıм ѕαвαнα кα∂αя
gözуαşıмı ѕιℓєη σℓмα∂ı

∂єяιη вιя уαℓηızℓıк вυ уαşα∂ığıм şιм∂ιℓєя∂є
вιя вαşıмαуıм кσѕкσ¢α єνяєη∂є

вιяι σℓѕυη ιѕтιуσяυм нєм ∂σѕт нєм ѕєνgιℓι,
нєм ∂є ∂єνα ∂єятℓєяιмє
ѕєη∂ιη ∂σğα¢αк güηüмє güηєş уєяιηє
уαℓηızℓığıмı υηυтα¢αк уαηıη∂α υçα¢αктıм
вєℓкι υzαкℓαя∂αη ∂υуαяѕıη ∂ιує

●●●ѕєνgιℓєяℓє●●●